26 Nisan 2012 Perşembe

25 Nisan 2012 Çarşamba

İL Halk Kütüphanesi


80 li yıllarda doğupta , yaşadığı yerde bulunan kütüphaneye gitmeyen yoktur sanıyorum.. Defterini kitabını alıp, birkaç arkadaşın eşliğinde geçen kütüphane günleri... :) Aklıma ilk gelen sessizlik.. Nasılda sessiz sessiz konuşup anlaşabilir mişiz bilmiyorum.. İlk katta küçüklerin  ve katlar yükseldikçe artan eğitim seviyelerine göre ayrılan bölümler... Önceleri ilk katta yani ilk okulda okurken gittiğimiz salonda her yer daha renkliydi.. Ve çıkışta hep üst katları merak ettiğimizden gizlice çıktığımız anlar.. Tabi hepsini görme fırsatımız oldu zamanla.. Hele ki dönem ödevlerimizi araştırmaya gittiğimizde ödevlerimiz ile ilgili bölümlerin arasında konuları nasılda araştırırdık. Ben her kitabın elimden geçmesini istemişimdir. Seviyorum kitap kokularını ( her biri zamanla sararmış olsalarda) , özlüyorum sessiz sessiz kıs kıs gülüşerek kütüphane görevlisinin bizleri uyardığı günleri.....

Oysa şimdi öyle mi ?

Dönem ödevi diye bir şey yok olsada emek yok yaz konu başlığını bas enter a... 10 dk da ödevin hazır.. Ama şimdikiler faaliyet yapıyor doğru ya :)

Mübadele Yılları

Fügen Ünal ŞEN

Gazeteci Fügen Ünal Şen, yeni romanı 'Bir Avuç Mazi' ile okuru mübadele günlerine geri götürüyor. Kendisi de üçüncü kuşak mübadil olan Şen; kitabında, Lozan'da imzalanan Mübadele Sözleşmesi'nden sonra, 1924 yılında evini, toprağını, geçmişini, kısacası tüm hayatını arkasında bırakmak zorunda kalan bir ailenin Türkiye'ye geliş yolculuğunu etkili bir dille anlatıyor.

Alıntı/ sabahgazetesi/kültürsanat/edebiyat

16 Nisan 2012 Pazartesi

Keşke Her Yer Böyle Olsa !



Etrafta her yer , her eşya da böyle tasarımlar olsa hiç sıkılmam ... Her yerede yakışıyor :)

11 Nisan 2012 Çarşamba

ATATÜRK ' ün Kitap Sevgisi

Atatürk’ün hizmetinde bulunan Cemal Granada Atatürk’le Vasıf Çınar arasında geçen konuşmayı anlatırken ondaki okuma alışkanlığını çocuk yaşlarında kazandığını belirtir..
Boş zamanlarında Atatürk’ün elinden tarihle ilgili kitapların düşmediğini hatırlarım.Bir gün yine Atatürk tarihle ilgili kalın bir kitap okuyordu.

Öylesine dalmıştı ki çevresini görecek hali yoktu..Bir sürü yurt meselesi dururken devlet başkanının kendini tarihe vermesi vasıf çınarın canını sıkmış olmalı ki Atatürk’e şöyle dediğini duydum.
Paşam tarihle uğraşıp kafanı yorma.19 Mayıs’ta kitap okuyarak mı samsuna çıktın..
Atatürk vasıf çınarın bu samimi yakınmasına gülümseyerek şöyle karşılık verir;
Ben çocukken fakirdim iki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim,eğer böyle olmasaydım bu yaptıklarımın hiçbirini yapamazdım…

(Kaynak;Johannes glasneck/Kemal Atatürk ve çağdaş Türkiye..)

Eda ; ''Atatürk ''nerde yazsa şöyle gözümü kaydırıp okurum bir çırpıda..